3 Nisan 2021 Cumartesi

 FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

1.NEDEN VE NASIL?


    Stefan Zweig 1943 yılında yazmış olduğu ‘Dünün Dünyası’ isimli kitabından alınan cümleler Fütürizm akımının neden ortaya çıktığını kısaca özetlemek için yeterlidir. “Kesintisiz ve durdurulamaz bir ilerlemeye duyulan inanç, gerçekte ve o dönemde dinden daha güçlüydü; insanlar ‘ilerleme ’ye Kutsal Kitap’tan daha çok inanıyorlardı. Bilim ve tekniğin gündelik hayattaki şaşırtıcı gelişmeleri de onların bu inançlarını haklı gösteriyordu.”

Zweig’ın bu ifadesinin yanı sıra dönemin en önemli hayatı kolaylaştıran icatları olan evlerde musluk, kalorifer, elektrik, asansör, telefon, sokaklarda tramvay, otobüs ve yeraltı trenleri, gramofon, radyo, telgraf, ucuz resimlerle süslü dergiler de fütürizm sanat akımının doğmasına yardımcı olan diğer etkenlerdir. 1909’da manifestonun yazılmasına etki eden olay, Bleirot isimli bir İngiliz’in, 25 Temmuz 1909’da Calais kentinden İngiltere’nin Dover Limanı’na uçarak Manş’ı geçmesidir. Ulaşım dünyasında diğer bir önemli gelişme ise İtalya’nın önemli bir sanayi şehri olan Torino’da, 1889 yılında FIAT kurulmasıdır (İtalyan Otomobil Fabrikası - Fabbrica Italiana Automobile Torino-Torino’nun,). Ulaşım dünyasındaki bu olay, fütürist akımın İtalya’da da doğmasını sağlar.

Aktivist bir kişiliğe sahip olan Marinetti fütürizmi ‘gelecek’ olarak tanımlar. Öncesinde sanatçı fütürizme dinamizm ya da elektrik ismini koymak istese de daha sonra fütürizm ismine karar verir. İtalya’nın geçmişten bağlarını koparabildiği takdirde ileriye doğru bir hamle yapabileceğini düşünür. 1

2.FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

20.yüzyılın başlarında (özellikle 1909 ile 1920 arasında) İtalya’da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Kurucusu İtalyan şair, romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti’dir. İtalya'da ortaya çıkan bu akım, daha sonra tüm Avrupa'ya yayılmıştır. 1909’da Marinetti Paris’te  “Le Figaro” gazetesinde yayımladığı ''manifesto futurisita'' (Fütürizm Bildirisi), fütürizmin bildirisidir. Fütürizm akımını takip edenler her türlü sanat alanında; özellikle resim, heykel, seramik, grafik tasarım, iç mimarlık, sanayi ürünleri tasarımı, edebiyat, müzik, tiyatro, film, tekstil, moda, mimarlık ve gastronomi alanında eserler vermişlerdir.

Fütürizm, modern yaşantın verdiği heyecanlardan doğan bir akımdır, yenileşmenin tüm olanaklarına açılan bir yönelmedir. Geçmişteki estetik değerleri ve gelenekleri tümüyle reddeden, dünyanın geleceğinin modernlik olduğunu iddia eden fütüristler sanatta sürekliliği, değişkenliği, hareketliliği savunmuşlardır. Yani fütürizm, yaşamdaki sürekli değişimin sanata da yansıması gerektiğini vurgular. Fütürizm akımı, (gelecekçilik) geleneksel sanat anlayışına karşı çıkarak, yeni anlatım yollarının ve biçimlerinin bulunması gerektiği görüşünü benimser; sanatın her dalına makineyi, hızı ve dinamizmi sokmak ister. Fütürizm, bir bakıma makineye olan hayranlığın türküsünü söyler.

1909’da yayımlanan bildiride, ''Bizler müzeleri, kütüphaneleri yerle bir edip ahlakçılık gibi bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız.'' ifadeleri yer almaktadır. bu, geçmişin bütünüyle reddi anlamına gelmektedir. Aynı bildiride, ''Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz.'' sözleri, siyasal alanda o dönemde gelişen faşizmden yana bir tavrın da açık gösterisi oluştur. Süratin (hızın) üstünlüğünü iddia ve ilan eden Marinetti, bir yarış arabasının, Yunan heykelinden (Samothrake Zaferi) daha güzel olduğunu belirtmiştir.

İtalyan fütüristler, bildirilerinde savaşın dünya sağlığı yönünden gerekliliğini, makineye karşı duydukları hayranlığı, hızın güzelliğini dile getirdi. Mussolini faşizminin peşine takılarak, kadın düşmanlığını yüceltmişler; müzelerin, kütüphanelerin yıkılmasını önermişlerdir. Neredeyse, İnsanlığın tüm kültür birikimine savaş açmışlardır. “Kelimelere özgürlük” düşüncesiyle hareket eden bu sanatçılar, geleneksel şiir anlayışını terk ederek şiirde serbest nazmı savunmuşlar, ölçü, uyak, nazım biçimi ve geleneksel dilbilgisi kurallarını dışlamışlardır.

Rus fütüristleri bunların tersine, savaşa karşı olmuşlar, kadın-erkek eşitliğini savunmuşlardır. Makineleşmenin, sanayinin yanında yer almakla birlikte makineyi kullananın, üretici güçlerin toplumsal ve düşünsel olarak destekleyicileri olmuşlardır. Fütürizmin Rus Edebiyatındaki temsilcisi Vitaclimir Mayakovski’dir.

Türk edebiyatında Nazım Hikmet fütürizmden etkilenmiştir. Serbest şiiri benimsemesi, kimi şiirle­rinde “makineleşme İsteğini” dile getirmesi ve Resimli Ay adlı dergide “Putları Yıkıyoruz” adlı yazı dizisinde geleneksel Türk şiiri ve bu şiirin ozanlarına tavır alması, ondaki fütürist etkileri açıklar.

 

2.1. FÜTÜRİZMİN GENEL ÖZELLİKLERİ

·         Değişen dünya şartlarına ayak uydurabilme, bu görüşün temel prensiplerinden biridir. Amaç, bu yaşama tarzını sanat eserlerinde de vücuda getirebilmek, geleneksel yapısıyla süregelen ve uyuşuk yapıda bulunan edebiyatı modern hayatın şartları ile donatmaktır.

·         Fütüristlerin sanat anlayışlarının temelini dinamizm oluşturur.

·         Cesaret, isyan, kavga, cüret, hız gibi anahtar kavramlarla şekillenen şiir dünyası, sanayileşen ve makineleşen yenidünya düzeninin sanat eserindeki yansıması hâline gelir.

·         Devamlı olarak değişme içerisinde olan, makineleşme ile artık eskisinden farklı bir şekilde yaşanılan dünyanın insanlığa sunduğu bu yeni ortama sanat eserinde bir nevi yüceltme duygusu yaşatılır. Toplumlara, okuyucuya sanat eseri ile verilen mesaj; makineleşmenin, hızın, mücadelenin kutsallığı ve güzelliğidir.

·         Değişen dünya yapısının yüceltildiği ve farklı bir hayat tarzının yansıtıldığı bu sanat anlayışında, gelenekten gelen görüşler de tümüyle reddedilir.

·         Şiirin şekil unsurları bağlamında bilinen tüm kalıplarda şiirden çıkarılır. Şiir dili, sanatkârane olmaktan çıkarılmış, mekanik sesler ve orkestra ahengi sanat eserine getirilmiştir.

·         Diğer türlere nazaran, etkisini resim ve şiir alanında daha yoğun göstermiş olan bu akım, Rus edebiyatında da özellikle Mayakovski oldukça rağbet görmüştür. Türk edebiyatında ise Nazım Hikmet.

·         Benimsediği dünya görüşü ve sanat anlayışı ile sürrealizm ve dadaizme zemin hazırlar.

·         Genel olarak fütüristler, savaş, kavga gibi saldırgan hareketleri içeren konuları ele alırlar.

·         Evrenin hareketi ve canlılığı, resimde dinamik bir duyurma hâlinde verilmelidir.

·         Hızın, süratin güzelliği vurgulanarak uçaklara, arabalara, trenlere övgüler yağdırılır.

·         Eserlerinde mantıklı cümleler kurmayı reddeden fütüristlerin parolası, “sözcüklere özgürlük”tür.

 

2.2 EDEBİYATTA FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

Fütürizm'in kurucusu Marinetti, Avrupa’da birçok yazarı etkiledi.

Çok genel bir özetlemeyle söylenirse, bu yenidünyayı yansıtmada yetersiz kalan şiir dili hedef alınıyor, dille özgürce oynama hakkı savunuluyordu. Fütüristler, içerik düzeyinde ise teknolojik gelişmelerle, ulaşım ve iletişim araçlarıyla birlikte gelen yaşantıyı ve kalabalığı, sokağın seslerini şiire sokmak istiyorlardı. İtalyan Fütüristleri bunu savaş ve giderek faşizm yanlısı bir tutum takınmaya kadar vardırdılar.

Fütürizm, Rusya’da ise kendine özgü bir renge bürünmüştü. Rusya’da Velemir Hlebinikov ve Mayakovski fütürizme yöneldi. Rus fütüristlerin her biri kendi bildirgelerini yayınladı; ancak Puşkin, Tolstoy ve Dostoyevski bunu reddetti. Şiirde sokak dilinin kullanılması istendi. 1917 Ekim Devriminden sonra da fütürizm akım güçlendi. Mayakovski’nin ölümüne kadar etkisini sürdürdü.

Başka ülkelerde etkisi edebiyatı izleyen çevrelerle sınırlı kalan akımlar, onların elinde toplumsal işlevler üstleniyordu. Rus Fütüristleri, hem politik bakımdan, hem sanat anlayışı açısından İtalyan Fütüristlerinden ayrılıyorlardı ve kendi anlayışlarını dönemin resim alanındaki akımından da etkilenerek ”kübo-fütürizm” olarak adlandırıyorlardı.

“Kübo-Fütürizm, diğer adıyla Rus Fütürizmi, 1913 yılından itibaren Rusya'da Kübizm'e etki eden ve geliştiren, Rus fütürizminin temel okuludur. Kübo-Fütürizm, Kübizmin formları ve Fütürizmin dinamikliğini esas almıştır. Kazimir Malevich, Kübo-Fütürizm tarzını geliştiren kişidir. Bu tarz, 1912 yılında imzalanan ve 1913 yılında yapıldığı bilinen The Knife Grinder (Bıçak Bileyici) adlı eserinde görülebilir”

Estetik kalıpların yok edilişi çoğunlukla modern konulara kaba gereçlerle paylaşmalarını sağlarken, kültür tekeli kurmaya yönelik oluşlarından dolayı Lenin’in kendilerine ihtiyatla bakmasına karşın, Proletaryanın hizmetine girdiler. Fütürizmin en olumlu yanları LEF ile Aseyev, Mayakovakiy, Pasternak’ın kişisel yapıtlarına yansımıştır.

Türkiye edebiyatında fütürizmin etkisinde bazı ürünleri, Rusya’da bulunduğu yıllarda (1922-1928) Nazım Hikmet kaleme aldı. Mayakovskiy ve başka fütürist şairlerin bir takım öz ve biçim yeniliklerini benimseyen şair; İtalyan ve Rus fütürizminin özellikleri olan özgür nazım tekniği, teknoloji hayranlığı (demir raylarda koşan demir beygir, asma köprüler, elektrikli tezgahlar), hızın güzelliği, çalışan kadının yüceltilmesi gibi öğeleri kullandı (“Makinaşmak istiyorum”, “Sanat telakkisi” gibi şiirler). Ancak Nazım Hikmet’te fütürizmin etkisi uzun sürmedi.

İtalya'daki fütürizm akımına uyan ilk şiir antolojisi 1912’de yayımlandı. Fütürizm, faşizm ile özdeşleşti ve 1920’lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi.

 

*Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır,

*Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür.

*Ancak kavga güzeldir. Saldırgan niteliksiz bir şaheser olamaz. Şiir tanınmayan ve bilinmeyen güçlere karşı saldırgan olmalıdır.

 

2.2.1 EDEBİYATTA FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK) ÖRNEKLERİ

PİSTON

Gürültüler arasından Dan… Dan… Gelir bir ses uzaktan Makinenin gürültüsü Pistonun gümbürtüsü Piston… Ton… Ton… Ton Piston… Pis…Ton… (F.T. Marinetti)

 

MAKİNALAŞMAK

trrrrum,

trrrrum,

trrrrum!

trak tiki tak!

makinalaşmak istiyorum!

beynimden, etimden, iskeletimden geliyor

bu!

her dinamoyu altıma almak için çıldırıyorum!

tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor,

damarlarımda kovalıyor oto-direzinler lokomotifleri!

trrrrum,

trrrrum,

trak tiki tak

makinalaşmak istiyorum! (Nazım Hikmet)

 

2.3. TİYATRODA FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

Fütürist Tiyatro, mekanik tiyatro biçimi olarak, sirk ve kabare tekniklerini, ışık ve şok etmenlerini, fotomontajı, mekanik baleyi, gürültü müziğini, anlamdan yoksun soyut şiir okumayı içerir. Fütürist Tiyatro'ya göre, birbirinden kopuk ritimlerin iç içe geçmesi, hız ve dönüşümün sentetik birleşimi, yaşama egemen yasaları en iyi biçimde çizebilecekti; "gerçek fütürist ruha uygun gösteri ve anlatım biçimleri" bunlardı. "Tümden yaratma boşluğuna dinamik sıçrama" olarak sahne, "mantık dışı" ve "gerçek dışı" biçimlendirilecekti; tüm geçmiş drama biçimlerinin sözel yapısından özgürleşerek "mantık dışı tartışma"ya yer verilecekti; sahne tasarımında devrim yapılarak "çok boyutlu fütürist uzay sahne" kurulacak, plastik ışıklama uygulanacaktı. Fütürist Tiyatro'nun temel savları çeşitli fütürist bildirilerde ortaya konmuştur.

1915'te Marinetti ve arkadaşları "Fütürist sentetik tiyatro" deneyini yaptılar. “Bu tiyatro, birkaç dakikaya sıkıştırılmış gösterilerden oluşuyordu. Bu kısacık gösterilerde çeşitli durumlar, olaylar, duygu ve düşünceler, çoğu kez sembollerle dile getiriliyordu. Amaç, makineleşme dönemi toplumunun dinamizmini yansıtmaktı. 76 kısa oyun, 1915–16 yıllarında Sintesi adı altında basıldı.” (Şener, 1998:240)

“Bu oyunlar birçok İtalyan kentinde sergilenmiştir. Bu oyunlarda ise geleneksel olay gelişimi yerine kopuklu sahneler göze çarmaktadır. Bu sahneler mantık dışı bir düzen içerisinde ve aynı zamanda eş zamanlı olarak yer aldığı görülür. Aynı zamanda oyun kişilerinin nitelikleri de en aza indirgenmiş, söz yerine ise simgesel ışıklama kullanılması tercih edilmiştir2.”

“Fütürizm, bir tiyatro akımı oluşturmamakla beraber, sahnede plastik anlatıma ve harekete verdiği önemle, oyuncu ile seyirciyi kaynaştırma girişimi ile eşzamanlılık ve çok odaklılık deneyimleri ile çağdaş tiyatronun gelişimini etkilemiştir. (Şener, 1998:240)

Fütürizm, tiyatronun gelişimiyle, özellikle deneysel ve öncü tiyatro ile ilgili önemli yenilikler getirmiştir:

1. Fütürist gösteriler, salon ve sokak etkinlikleri, kitle etkinlik biçimleri olarak büyük teyatral etki yaratırlar. Protesto eylemi burada bir sanatsal eylem olarak görülür; skandallar, son derece hızlı gelişen dinsel törenler gibi estetize edilirler: Kışkırtıcı ve kültüreleştirel bildirgelerin, eylem stratejilerinin okunması, kalabalıkların karmaşa içerisinde birbirine düşmesini sağlar; her yerde gürültü, kavga egemendir; nesneler havada uçuşur, taşkın giysili insanlar pankartlar taşıyarak bir tiyatro geçidi sunarlar. Burada izleyiciler de katılır oyuna. Bu etkinliklere katılan herkes için güncel yaşam bir tiyatrodur. Bu biçimler, dada akımı tarafından benimsenir; daha sonra, 60’lık yıllarda, bunlar sokak tiyatrosu olarak çıkar karşımıza.Bu eylem sanatının yaratıcısı, her şeyden önce, Marinetti’dir.

2. Varyete ve müzikhol tiyatrosu. Geleneksel tiyatro kültürüne karşı geliştirilmiş, polemiğe büyük bir eğilimi olan, değişik bir tiyatro modelidir bu: Bu tiyatroda içine kapalı düşünen izleyici bir şokla uyarılır, düşünmesi önlenerek, sinirsel bir heyecan yaratılır; geleneksel içedönük kültür yerine, sıradan ve saldırgan dış çekicilikler önplana çıkarılır. Klasik yazın tiyatrosu geleneğine karşı, bütün çağdaş teknik (lm,projeksiyon) ve sanatsal araçlar (akrobasi, ilgi çekici gösteriler) kullanılır. İzleyici günlük yaşamda karşılaştığı etkilere, büyük kentlerdeki yaşamın hızlı akışına hazırlanarak, bunlara uyum sağlaması amaçlanır. Özellikle Rusya’daki öncü sanatçıları etkilemiş olan Marinetti’nin Variete adlı bildirgesi, bu tiyatro biçimini son derece iyi tanımlar. Burada söz konusu olan, bu tiyatronun temelini oluşturan ve karşılıklı olarak birbirini tamamlayan fütürist tiyatronun iki yapısal öğesidir: Bunlar montaj ve eşzamanlılık ilkeleridir. Bu iki ilke ile fütüristler, çağdaş yaşam gerçekliğini yansıtmak ve izleyiciye “yeni bir fütürist duyarlılık” kazandırmak isterler.

3. Özellikle Enrico Prompolini (1894-1956), Fortunato Depero (1892- 1960) ve Giacomo Balla (1871-1958) tarafından geliştirilen fütürist deneysel tiyatro. Burada bir sanat biçimi olarak tiyatro korunmakta, ancak deneysel estetiğinden dolayı geleneksel tiyatro ile bütün bağlarını koparmaktadır. Sahneyi tümüyle teknik araçlarla donatmayı amaçlayan, oyunculara yer vermeyen, gürler ve nesnelerin bulunduğu, ışık, ses ya da renk oyunu olarak gerçekleştirilen bir tiyatrodur bu. Bu tiyatro türü, görsel sanatlara çok yakındır ve daha sonra ortaya çıkacak olan gösterim sanatının gelişiminin ilk biçimi olarak da görülebilir. Fütürizmin gelenekle tümüyle kopardığı bağlar, burada sanat biçimi içine alınmıştır.

4. Fütürist tiyatro için son derece tipik olmasına karşın, uygulamada önemli bir yer tutmayan, Fedele Azari’nin 1918 yılının ilk yazında gerçekleştirdiği uçuş tiyatrosu. İtalyan ordusunda pilot olarak çalışmakta idi Azari ve bu konudaki düşüncelerini Nisan 1919 tarihinde “Fütürist Uçuş Tiyatrosu” bildirgesinde dile getirmiştir. Fütürisitlerin makineye ve tekniğe duydukları hayranlık, tutarlı bir biçimde Azari’nin uçuş tiyatrosu ile üretime geçirilmiştir. Azari, kendi taslağımı şöyle tanımlar:

“Biz fütürist pilotlar, yeryüzüne dik olarak yükseklere uçmayı ve dikey olarak hiçliğe yapılan düşüşleri, merkezkaç kuvveti vücudumuzu oturduğumuz küçük koltuğa bastırırken, isteğin verdiği sarhoşluk ile dönüşler yapmayı ve bizi, hiçlik içerisinde bulunan, dönen merdivenlere sürükleyen sarmal biçimli hava akımlarına bırakmayı severiz: Sürekli daha çok zevk veren keskin dönüşleri iki, üç ya da on kez yinelemeyi, burgu dönüşü yaparken kanatlara dayanmayı, burgaç biçimli uçuşları, kayarak uçmayı, uzun uçuşlarda ölü yaprak gibi kendimizi salıvermeyi, soluk kesici sayısız ters dönüşlerde kendimizden geçmeyi, kısaca yuvarlanmayı, sallanmayı ve uçaklarımızla havada dev bir yeldeğirmeni çizerek, gökyüzünde görünmez trapezler üzerinde dönmeyi severiz. Biz fütürist pilotlar uçak yardımıyla, karmaşık ruh durumlarını dile getirebilecek yeni bir sanat biçimi yaratabiliriz. Biz pilotlar, kendi duygularımızı ve şiirselliğimizi uçaklarımızın sallanışı ve çeşitli yönlere yapılan hızlı gidiş gelişlerle gökyüzünden aşağılara haykırırız; bu arada attığımız taklalar, doğaçlama hiyeroglier ve garip evrimler bu olaydan aldığımız zevkin ritmine uygun olarak gerçekleştirilir. Uçarken yarattığımız sanat biçimi dansa benzer; ancak görkemli arkaplanı, ulaşılamaz dinamizmi ve örneğin, mekânın üçboyutunun kullanılması gibi sağladığı değişik olanaklar, bu sanat biçimini danstan daha üstün kılar. (…) Bu tür anlatımlar ya da gösteriler iki veya daha çok uçakla yapıldığında, bütün bir diyalog ve dramatik eylem gerçekleştirilebilir. Örneğin, izleyici uçaklarla yapılan bir karşılaşmayı izlerken, rakiplerin değişik tutumlarını gözleyerek pilotların duygularını anlayabilir; insan saldırıda bulunan tarafın sıçrayışlarını, sarmal biçimli yükselişini saldırı ile karşılaşan pilotun kediyi andırır ya da açık saldırgan, duygusal ya da dikkatli taktiklerinden ayırabilir. Ancak, bu, uçuş anında olası anlatım olanaklarının yalnızca bir yönüdür. Bir başka deyişle, şimdiye dek sanat dışı amaçlarla kullanılmış olan anlatım olanaklarını sanatsal olarak birleştirerek, yeni bir akrobasi ile hava sanatı yaratmak istiyoruz.(…)

2.4. RESİMDE FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

Fütürizmde yapılmak istenen şey, evrendeki hareketin bir anını tesbit etmek değil; hareketin kendini duyurmaktır. Bu akımın en önemli özelliği, her şey hareket halindedir ve değişmektedir. Hareket halindeki varlıkların gözde bıraktıkları etki algılanıncaya kadar hareket yeniden değişir. Bu nedenle koşan bir at, dört değil, yirmi ayaklıdır ve ayakların hareketi de üçgen biçimindedir. Çok çabuk hareket eden bir insan veya cisim, çizgilerini hava içinde eritir. Bu yüzden gözlerimiz, onun yapısını fark etmez. Çok çabuk hareket eden cisim sanki parçalanmış moleküller halindedir. Bu bilimsel gerçek Fütüristlerin sanat görüşü olmuştur. Bunlar daha çok fırtınalı denizler, son hızla giden otomobiller, dansözler gibi hareketli konuları seçmişlerdir.  Resim sanatında bu Akımın önemli temsilcileri: Umberto Boccioni, Giacomo Balla,  Severini'dir.

Bu akım her şeyin sürekli değiştiğini sonucunda hareketin yaşamın en önemli gerçeği olduğunu savunur. Bir hareket algılanıncaya kadar yeni bir harekete geçilir. Hareket yaşamın kaynağıdır. Resim sanatına yeni, dinamik bir ruh kazandırmak istemişlerdir. Hareketi vermek için de nesneleri parçalara ayırmışlar, çizgileri üst üste getirmişlerdir. Her şey hareketi vermek için kullanılmıştır. (Boccioni,Severini)Konu olarak hareket eden nesneler resmedilmiştir.

Bir oda içinde bakarak balkondaki bir kişiyi resmederken, ancak pencere çerçevesinin bize izin verdiği kadarı ile görüş alanımızı sınırlamıyoruz. Bilâkis balkondaki adamın görüp yaşadığı duygularını, çevresiyle vermek istiyoruz. Caddenin gürültüsü, sağda ve solda derinliğine giden evlerin sırası..." Görülüyor ki Fütürizm, kendine amaç olarak objeyi değil, insanın iç yaşantısını ele alıyordu. Yani ruh durumu resme giriyordu.

 

2.5. MÜZİKTE FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

“Yıllardan 1901. Gençliğinde Leonardo Da Vinci’nin Son Yemek tablosunun restorasyonunda çalışmış bir ressam olan ve aynı zamanda müzikle de uğraşan Luigi Russolo bu akımın müzik dalına hayat veriyor. Derken Filippo Tommaso Marinetti ile arkadaş oluyor ve 1913′te “Gürültünün Sanatı” manifestosunu yayımlıyor. Aslında kendisi için elektronik müziğin ilk teorisyenlerinden diyebiliriz. “Gürültünün Sanatı” ise aslında Russolo’nun fütürist besteci arkadaşı Francesco Balilla Pratella’ya yazdığı bir mektup. Russolo’ya göre insan kulağı hız, enerji, gürültü ve urban endüstriyel sese alışık hale geldi, hatta bu yeni ses paleti beste ve müzikal alet anlayışına yeni bir anlayış getiriyor. 20. yüzyıl müzik anlayışına bambaşka ve önemli bir bakış getiren bu manifesto ile de Gürültü Makinası doğuyor. Russolo’nun “Intonarumori” adını verdiği gürültü makinası bizim düşündüğümüz gibi kapalı kapılar ardında gösteri amaçlı kalmadı, aksine 1913′te Modena şehrindeki Storchi Tiyatrosu’nda ilk kez bir konserde çalınıyor. O dönemde 30 bin kişi bu gürültüyü duydu ve 2. Dünya Savaşı da duymuş olacak ki kendi tank tüfek sesleri ile bu gürültüyü bastırdı. Orijinal gürültü makinası savaşla beraber tarihe gömüldü. Tabi başka manifestolar da yazıldı, hatta Russolo’dan önce Pratella 1910′da Fütürist Müzisyenlerin Manifestosu’nu yazdı ama takdir edersiniz ki Russolo kadar ses getirmedi.3

 

2.5. MİMARLIKTA FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

“Mimar Antonio Sant’Elia ,de  fütürist harekete inanıyordu ve oda 20. yüzyılda teknolojinin gücünü somutlaştıran modern şehirlerin ve fütüristik binaların çizimlerini yaratarak fütürist mimarinin idol bir mimarı oldu. Kariyeri boyunca çok sayıda makalesi yayınlandı, ancak bıraktığı miras mimari için çok önemliydi. Çizimleri keskin ki ve hep endüstriyel elemanlar ve yüksek gökdelen binalar içeriyordu. Sant’Elia’nın modern dünya için tasarladığı o gökdelenler  bugün tartışılan Fütürist mimarlık fikrinin atası oldu.

Bu trend belirleyicilerin bir sonucu olarak, mimarlar Fütürist hareketi yansıtan yapıları tasarlamaya başladılar. Fonksiyonel görünümleri ve simetrik çizgileri ve formu olan tipik binalar tasarlamak yerine, mimarlar, sıra dışı, hayali sanat eserlerine benzeyen yapılar tasarladılar. Bu yeni akım, dört spesifik özelliğe odaklandı: hareketlilik, teknoloji, doğal malzemeler ve bilim4.”

“Fütürist mimarinin temel özellikleri arasında tasarımın akışı ve hareket gösterilir. Fütürist akım öncesinde tasarımlar yalın çizgilere sahipti ve kare veya dikdörtgen şeklindeydi. Fütürizm ise yapılarda benzersiz açıları, oval hatları, keskin kenarları, üçgenleri ve kubbeleri hayatımıza dahil etti.

Yapısal unsurlarını çevreden alan bu anlayış, hareketli formları ile yapıların sürekliliğini sağlayan bir ifadeyi vurgular. Teknolojik gelişmeleri sahiplenen bu akım; cam asansörleri, metal bileşenleri ve mekanik ögeleri de estetik bir biçimde kullanır5.”

“Fütürist kenti yaratmalı ve yeniden inşa etmeliyiz: o, her parçası dinamik olan uçsuz bucaksız, kargaşalı, canlı ve soylu bir şantiye gibi olmalıdır; Fütürist konut ise kocaman bir makineye benzemelidir”

Fütürist Mimarlık Manifestosu

 

3. TANINMIŞ FÜTÜRİST SANATÇILAR

  • Giacomo Balla (Ressam)
  • Umberto Boccioni (Ressam ve Heykeltıraş)
  • Anton Giulio Bragaglia (Ressam)
  • David Burliuk (Ressam)
  • Vladimir Burliuk (Ressam)
  • Mario Carli (Şair, Deneme ve Roman Yazarı, Diplomat ve Gazeteci)
  • Carlo Carrà (Ressam)
  • Ambrogio Casati (Ressam)
  • Primo Conti (Ressam)
  • Tullio Crali (Ressam)
  • Luigi De Giudici (Ressam)
  • Fortunato Depero (Ressam)
  • Gerardo Dottori (Ressam, Şair ve Sanat Eleştirmeni)
  • Filippo Tommaso Marinetti (Şair)
  • Vladimir Mayakovsky (Şair)
  • Angiolo Mazzoni (Mimar)
  • Aldo Palazzeschi (Yazar)
  • Giovanni Papini (Yazar)
  • Luigi Russolo (Ressam ve Müzisyen)
  • Antonio Sant'Elia (Mimar)
  • Hugo Scheiber (Ressam)
  • Gino Severini (Ressam)
  • Bela Kadar (Ressam)
  • Mario Sironi (Ressam)
  • Ardengo Soffici (Ressam ve Yazar)
  • Nâzım Hikmet (Yazar ve Şair)

 DİP NOTLAR

1:  Fütürizm Sanat Akımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler - Feride Çelik (11 Kasım 2019) | https://www.oggusto.com/blog/detay/2621/futurizm-sanat-akimi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html

2:  Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sahne Sanatları Anasanatdalı Sahne Tasarımı Yüksek Lisans Tezi - Hülya ERYILMAZ 2010 | 1910 – 1930 Yılları Arasında Öncü Akımların Avrupa Tiyatrosunda Mekân Tasarımına Yansıması 

3: Müzikte Fütürizm - Pınar İlkiz | http://www.musikidergisi.net/?p=1045

4: Fütürizm ve Fütürist Mimari Nedir? - Hayri Atak |https://hayriatak.com/futurizm-ve-futurist-mimarlik-nedir/

5: NEF - Fütürizm ve Fütürist Mimari Nedir: Dünyada Ezber Bozan Yapılar |https://www.nef.com.tr/blog/futurizm-ve-futurist-mimari-nedir-dunyada-ezber-bozan-yapilar

 

KAYNAKLAR

  • Fütürist Tiyatro – M. Brauneck [Özgün metin: M. Brauneck, “Theater der Futurismus”; Theater im 20. Jahrhundert. . 177-185 -Türkçesi: Mahmut Karakuş] | http://www.halksahnesi.org/1999/06/19/futurist-tiyatro-m-brauneck/
  • https://www.oggusto.com/blog/detay/2621/futurizm-sanat-akimi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler.html
  • https://www.nef.com.tr/blog/futurizm-ve-futurist-mimari-nedir-dunyada-ezber-bozan-yapilar
  • https://hayriatak.com/futurizm-ve-futurist-mimarlik-nedir/
  • http://www.musikidergisi.net/?p=1045
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCt%C3%BCrizm
  • https://geekyapar.com/diger/en-iyi-10-futurist-tasarim-mimarlik/
  • https://www.edebiyatogretmeni.org/futurizm-gelecekcilik/
  • https://indigodergisi.com/2017/08/futurizm-nedir-turkiye/
  • https://karltoepfer.com/2019/07/01/pantomime-in-the-1920s-futurist-pantomime/

PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ>>

  Giriş: Pop Art’ın Doğuşu

“Yıl 1960…  Artık devir; bilimin, teknolojinin ve ‘yeni’nin çağı devri oluyor. İnsanlık hemen hemen her konuda alışageldiği şeyleri modernize etmeye ve bu uzay çağına uydurmaya çalışıyor…

Sanatçılar da böyle bir ortamda, içinde yaşadıkları çağın isteklerine cevap verebilecek, yeni eserler ortaya koymak istiyorlar. Pop Art “Dadaizm” ve “Soyut Dışavurumculuğa” karşı bir tepki olarak doğmuştur1.”

“On sekizinci yüzyıldan itibaren bağımsız estetik ve sanat tarihi disiplinlerinin büyümesi, süreli literatürün gelişmesi, bağımsız bir meslek olarak eleştirmenliğin, akademilerin, sergilerin ve özgül sanat üretim ve yayın bölgelerinin (stüdyolar, galeriler, sanat okulları üniversiteler, müzeler vb.) ortaya çıkışı söz konusudur. Aynı zamanda, 18. yüzyıldan itibaren başlayan iletişim araçlarının keşfi ve gelişimine paralel olarak, popüler sanat mekanikleşerek çoğalır, tüketim mekanizmasına bir ölçüde talep artar ve bu talep hız kazanır. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde ise teknolojik gelişmeler, özellikle sanayileşen toplumların tüketim toplumları haline gelmesine yol açar. Bu durum dönemin sanatsal faaliyetleri üzerinde etki eder. Sanatta bağımsız disiplin ve literatürün gelişmesi, ekonomide iletişim araçlarının etkili ve yoğun kullanımı ile tüketim kültürüne geçiş; yüksek kültür ve kitle kültürü arasındaki sanatı algılama farkının da belirsizleştirilmesini ortaya çıkarır. Bu belirsizleşmeye en büyük tepkiyi yüksek kültür savunucuları verir. 1960 yıllarında ise yüksek kültürün yükselen tepkisi, pop sanatın oluşumuna zemin hazırlayan karşıt kültürel kopuşa sebep olur2.”

1.      Pop Art Nedir? – Pop Sanat (Popüler Sanat)
(İngiltere'de 1954-1957 yılları arasında ortaya çıkıyor, 1959'e doğru da A.B.D'de)

Pop sanatı, İngilizce Popular Art'ın (halk sanatı, popüler sanat) kısaltılması olup, önce İngiltere’de, ardından da ABD’de birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkan, var olan malzeme ve nesneleri kullanarak tüketim dünyasına göndermede bulunan bir akımdır.

II. Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra, tüketimi çekici hale getirmek için ortaya çıkan reklamların ve renkli afişlerin getirisi olarak ortaya çıkan Pop Art Sanatı’nın tarihi çok daha eskilere dayanıyor. İskoç sanatçı ve illüstratör Eduardo Paolozzi’nin 1947 yılında çizdiği pin-up kız çalışması, aslında bu akımın ilk öncüsü olarak kabul ediliyor. Fakat Paolozzi asıl şöhretini 1952 yılında Londra’daki Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’nde (ICA) sunumunu gerçekleştirdiği Bunk! isimli kolaj serisiyle yakalamayı başardı. Çok ses getiren kolaj serisi, Paolozzi’nin Amerikan tüketim alışkanlıklarına olduğu kadar, popüler kültüre ve teknolojiye olan merakını da gözler önüne seriyordu3.”

Pop Art terimini ilk kez 1958 yılında, İngiliz Eleştirmen Lawrence Alloway ‘Architectural Desing’ (Mimari tasarım) adlı dergisinde yazdığı ‘Sanatlar ve Kitle İletişimi’ adlı makalesinde popüler kültür ürünlerini tanımlamak için kullanmıştır.

Alloway daha sonra bu terimin kapsamını genişletmek için güzel sanatlar alanında popüler kültür ögelerini kullanan sanatçılarını da bu başlık altında değerlendirmeye başlamıştır.

İngiltere ile hemen hemen aynı yıllarda ABD’de de popüler sanat ve popüler kültür ögeleriyle ilgilenen ve dönemin önde gelen akımı olan “Soyut Dışavurumculuk (Soyut Ekspresyonizm)” akımından uzaklaşmak isteyen bazı genç sanatçılar dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı.

Kitle iletişim araçları ve diğer etkiler bu ortama zemin hazırlamıştır. Yani Pop Sanat’ın temeli kitle iletişim araçlarının katkılarıyla atılmıştır.

Bu sanat akımı; medyanın gücünü kullanarak, sanat tarihinde hiçbir sanat akımının ulaşamadığı kadar geniş bir kitleye seslerini duyurmuştur.

Pop sanatı çalışmalarında toplumda tanınan, ilgi duyulan kişi ve nesnelere, gazete ve dergilerden alınmış fotoğraflara, önemli olmayan nesnelerin bir araya getirilmesine, insani ve bireysel işaretlere, nesnelerle ilgili aşırı ölçülere, fotoğraf ve takvimlerdeki mekanik işaretlere, basit, bayağı motiflere yer verilir. Seçilen teknik ise; aynı nesnelerin ya da şeylerin tekrarlanarak kullanılması, filmler, resimli dergiler ve reklamlardaki, tüketiciye yönelik imgeleri yapıtlarında kullanılmasıdır.

1960’larda artık Soyut Dışavurumculuğun yerini Pop Sanat almıştı. Amerika’nın günlük yaşantısının bölgesel ve yerel simgelerini güçlü bir şekilde kullanıyor ve geniş kitlelerce sevilip kabul görüyordu. O dönem sanatçılarından halka kadar herkes, kitle iletişim araçlarını bu akımın babası olarak kabul ediyorlardı. Hem savaşçı, hem eğlenceli bu yeni sanat akımı çok sevildi ve 1960’larda olağanüstü bir ilgi görerek büyük başarılar kazandı. Yeniydi, farklıydı, renkli ve eğlenceliydi…

Endüstri, teknoloji ve uzay toplumunun gençleri ve bu gençlerin kendi kültürleri Pop Sanat’tan ibaret olmaya başlamıştı. Film sanatçılarının, pop yıldızlarının ve diğer ünlü sanatçıların resimlerini sergileyerek bu gençleri fazlasıyla etkilemişti…

Pop Sanat temsilcileri uluslararası bir yaklaşım ile halk sanatını birbirine karıştırıyor ve bunları birbirlerine bir fırça darbesiyle birleştiriyorlardı. Kısacası bu sanat akımı hem gelenekleri reddediyor hem de onu kullanarak yeni bir gelenek yaratıyordu. Pop Sanat’ın biçimsel dili; reklam filmleri, fotoğraf, dergi, gazete ve benzeri yerlerde, coşkulu renkler kullanılarak ortaya çıkıyordu. Bu güçlü renkleri, canlılığı ve anlaşılabilirliği ile Pop Sanat geniş kitlelerin dikkatini çekiyordu. Sanat akımlarının genelinde tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle çalışılır ancak Pop Sanatta böyle bir durum yok. Popüler ögelerden birebir yararlanıldığı için burada fotografik bir görüntü ortaya çıkar.

Pop-art teknikleri içinde şablonlar, boya tabancası, baskı resimler, ipek baskının tuval resminde kullanılması vardır. Bu sanat akımının en önemli ve değişmeyen prensibi ise, resim yapma işinin yaratıcı yönünü yüceltmek, resmin ne yöne gideceğini ve neyi anlatacağını resme başlamadan önce, bilmeyi reddetmektir.

1959 yılında Londra’da açılış yapan “İşte Yarın” başlıklı sergide bulunan; “Bu Günün Evlerini Bu Denli Farklı, Bu Denli Cazip Kılan Nedir?” başlıklı kolaj,  “pop-art” sanatın ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. Bu Kolajı gerçekleştiren İngiliz sanatçı Richard Hamilton’a göre Pop Art; Toplumun değişim gösteren değerlerine yönelik sanatsal bir inancı yansıtmaktadır.

1.2. İNGİLTERE'DE ROP-ART

Genel olarak; İngiliz pop sanatı, Richard Hamilton'ın etkili olduğu bir dönemle başlar (1953-1957); Peter Blake, Roger Coleman gibi geç resimsel soyutlama tarzına yakın eser veren sanatçılarla devam eder (1957-1961), 1960'lardan sonra figüre geri dönülür ve en sonunda pop art sanatı olur.

Daha geniş bakıldığında, İngiltere’de Pop Sanat üç dönem olarak ele alınabilir. Pop sanatın ilk dönemi sayılan 1953-1958 yıllarında, İngiltere’de endüstriye ilişkin temalar figüratif bir anlayışla işlenmiştir. Pop sanatın en önemli temsilcilerinden Eduardo Paolozzi, imgelerini popüler kültür ve insan endüstri ilişkisinden hareketle biçimlendirmiştir. İnsan-makine ilişkileri üzerinde duran Richard Hamilton ise otomobil ve mekanik ev aletlerini insan imgesiyle birlikte kullanarak kolajlar yapmıştır.

Pop sanatın 1958-1961 yıllarında yaşanan ikinci döneminde figüratif anlatım, yerini soyut anlatıma bırakmıştır. Sanatçılar, birinci dönemde insan imgesini popüler araç ve gereçlerle betimlerken ikinci dönemde kitle iletişim araçlarının etkisiyle değişen çevresel koşullar ve dünyayı algılama biçimi öne çıkmıştır. Bu dönemin önemli sanatçıları Peter Blake (Pitır Bıleyk), Roger Coleman (Racır Kolmın), William Green (Vilyım Gırin) ve Robyn Denny (Rabin Deni)’dir.

Pop sanatın üçüncü dönemi ise İngiliz Kraliyet Sanat Yüksek Okulundan bir grup öğrencinin 1961’de açtığı “Genç Çağdaşlar” adlı sergiyle başlamıştır. Derek Boshier (Boşiye), Patrick Caulfi eld (Petrik Kolfi yıld ), David Hockney (Hakni), Ronald B. Kitaj (Kitec) ve Peter Phillips’ten oluşan üçüncü kuşak pop sanatçıları, kentsel çevrenin sunduğu ürünlere ve kitle iletişim araçlarına ilgi duymuştur. Bu dönemde gerçekleştirilen pop sanatı çalışmalarında tekrar figüratif anlatıma dönülmüştür. Peter Philips, yapıtlarında otomatik eğlence makineleri ve deri ceketleri kullanırken Derek Boshier, kahvaltılık besin paketleri ve hava haritalarını, David Hockney ise çocuk resimleri ile duvar yazılarından yararlanmıştır. Bu dönemde üretilen işlerde grafik anlatım yöntemi ağırlık kazanmıştır.

Çalışmalarında bayrak, atış tahtası gibi nesneler kullanan Allen Johns (Elın Cons) ve gündelik bir nesneden yararlanarak oluşturduğu “Yatak” adlı çalışmasıyla Robert Raushenberg (Rozenberk), 1960’lı yılların başlarında New York’ta gelişmeye başlayan pop sanatın ABD’deki öncüleridir. Roy Lichtenstein (Lihtnıştayn), James Rosenquist (Ceyms Rozınkust) ve Jim Dine (Cim Dayn), 1962’de açtıkları sergilere “Yeni Dada”, “Sıradanlık”, “Pop Kültür” gibi adlar vermiş olsalar da bu etkinlikler, pop sanatına dâhil edilmiştir.

1.2.1.  RİCHARD HAMİLTON (1922 – 2011)

Royal Akademisinde sanat eğitimi almıştır. 1941-1945 yılları arasında reklam sektöründe çalışmıştır. 1946 yılında öğretmenlerine karşı çıktığı için akademiden atılmıştır.

1956 yılında sergilediği "Günümüz Evlerini Bu Denli Farklı, Çekici Kılan Tam Olarak Nedir?" adlı kolajı, bazı sanat tarihçileri tarafından Pop Sanat akımının ilk örneği olarak değerlendirilir.

Richard Hamilton’a göre Pop Sanat, toplumun değişen değerlerine yönelik sanatsal bir inancı yansıtmaktadır: 20.yüzyılda kent yaşamını soluyan sanatçının kitle kültürünün tüketicisi olması ne kadar kaçınılmazsa, o kültüre katkıda bulunması da o kadar kaçınılmazdır.

Hamilton’ın kolajı, bu söylemin görsel bir karşılığı gibidir: 1950’li yıllarda modern yaşamın göstergeleriyle donanmış bir evin içerisini gösteren kolajda, televizyon, elektrikli süpürge, kasetçalar gibi aletlerin yanı sıra pencereden görünen sinema salonu ve duvarda asılı duran çizgi roman afişi gibi çeşitli öğeler aracılığıyla batı dünyasından gündelik yaşamın bir portresini sunar.

Hamilton’ın, her yerde bulunan bu tip nesnelerden yararlanarak sanat yapma konusunda ısrarı, geleneklere karşı bir davranış olarak değerlendirilebilir. Bu resim bir yandan dönemin kültürel durumuna işaret ederken, bir yandan da simgesel gösterge olmaya yönelir. Buna ek olarak resmin felsefi ve/ya ironik niteliğine değinilebilir. Ancak kullandığı rol geleneklere uygun da düşmektedir. (Antmen, Ahu, 20.Yüzyıl Batı Sanatında Akımlar, 2008, ss 160)

Öncelikle resimdeki ögeleri tarihsellikleri içinde ele alırsak: Odanın tavanı, tavan algısı yaratsa da normal bir tavan değil. Tavan ay yüzeyini sergiliyor. Bu işaret eden, o dönem için aya gitme çalışmaları yapan bir anlayışın simgesi olarak gelip evimizin içine yerleşir, bir anlamda insanlığın zihnine. Zaten yukarda oluşu da bu anlamda önemlidir. Bu çalışmada kitle iletişim araçlarının hepsi mevcuttur; gazete, televizyon ve bir Hollywood filmi yayınlanmaktadır, duvarda asılı bir pembe rüyalar afişi ve pencereden dışarıya bakıldığında görülen bir tiyatro ile sahne tamamlanır.Her şeyden önce afiş, insanın beş duyusuna seslenen bir Rönesans resmini andırır. Ayrıca bu afiş; on yedinci yüzyılda yapılmış ve günlük yaşamı simgeleyen; evdeki bir çift, işgören bir hizmetçi ve geri planda da kent yaşamını konu edinen bir Hollanda resmini akla getiriyordu (Lynton, Norbert, Modern Sanatın Öyküsü, 2004, ss 287).

Sehpada duran kahveler, hazır kek ve dönemin popüler araba markası olan Ford amblemli abajur da cabası. Hamilton Pop Sanat’ın belirleyici öğelerini sıralarken dönemin ruhunu vurgulamıştır; popüler, tüketilebilen, genç, seksapelli, para ile ilişkili. Richard Hamilton’ın bu yapıtı kendi zamanın varsıllık ölçütlerini sergiler ve satın alıyorum öyleyse varım sloganını yüksek perdeden seslendirir.(Murat, Özlem, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim-İş Eğitimi, Feminist Sanat ve Pop Sanatın İncelenmesi, 2009)

Geleneksel cinsiyet rollerini yeniden üreten çalışmasında erkeğin kadın gibi seyirlik bir nesne halinde görülmesi oldukça ironiktir. Vücut geliştirme yönündeki ilk heveslerin bu dönemde yaşanmaya başlamasından kaynaklanır. Kadın bedeninden sonra erkek bedeninin de vitrinde yerini almaya başladığı bir gerçekti; çünkü bu, kadın vücudundan sonra erkek vücudunun da metalaştığına işarettir. Kolajda kadın son derece alımlı ve düzgün fizikli, erkek ise oldukça kaslıydı ve elinde lolipop taşıyordu.

Pop sanatçıları kadın formunu kullanırken onu bir tüketim nesnesi olarak tüketiciye sunmakta ve popüler olan kadınları veya tüketim nesnesiyle birleştirerek yapılan eser çekici hale getirilmektedir. Pop Art’da kadın imgesi ve nesneler duyguların dışa vurumu değildir ama Pop Art sanatında popüler kadın imgesi ve nesneler sanat yoluyla, popülerlik adına kullanımı, sanatta kendine mal etme, bir meta olarak kullanılarak basitleştirilip sıradan hale getirilmiştir. Kadın figürünün çekiciliği kullanılarak verilmek istenen mesaj sanat yoluyla topluma aksettirilmektedir, kadın bir nesne, meta, reklam aracı olarak kullanılmaktadır. (Antmen, Ahu, 20.Yüzyıl Batı Sanatında Akımlar, 2008, ss 160 )

Richard Hamilton’ın bu kolaj çalışmasında evin bir temizlikçisi de vardır. Bu doğrudan ideal bir hayat nasıl olmalının cevabı niteliğindeydi.

1.3. ABD'DE POP SANATI

Amerikan pop sanatının ilk temellerinin soyut dışavurumculuk ile popüler imgeleri birleştiren Jasper Johns ve Robert Rauschenberg tarafından atıldığı söylenebilir.

Popüler sanat olgusu özellikle Amerika'da bir kitle hareketine dönüşmüştü. Bunun başlıca sebebi de televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi kitle iletişim araçlarının çokluğuydu.

ABD’li pop sanatçıları için izleyicinin gündelik yaşamının bir parçası olan reklam, dergi ve gazete resimleri, fotomodeller, film yıldızları, çizgi romanlar, giysiler, kola şişesi, konserve kutusu gibi her türlü sıradan tüketim nesnesi, esin kaynağı olmuştur.

İlk zamanlarda bu akımın adı ‘Yeni Gerçekçilik’ ya da ‘ Yeni Dadaizm’ olarak kullanılmıştı.  Pop art sanatçıları denilince akla gelen ilk isimler olan Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Rosenquist, Dine ve C. Oldenburg gibi genç sanatçılar da bu kitle iletişim araçlarını oldukça başarılı şekillerde kullanmışlardı ve sanatlarını çok geniş kitlelere duyurmuşlardı.

Bu sanatçıların ortak bir özelliği, onların Pop Sanat içinde çok etkili olmalarına neden olacaktı. Bu sanatçılar Pop Sanat daha ortaya çıkmadan önce aynı meslek alanında çalışıyorlardı ve desinatörlük ve vitrin dekoratörlüğü bile yapmışlardı.

Sigara paketleri, konserve kutuları, Coca Cola şişeleri, hamburgerler, farklı yiyecek ve içecekler bu akımın vazgeçilmez imgeleri oldu.

Reklam dünyası… Amerikalı sanatçılar için kesinlikle parlak tüketim dünyasının iyi bir çekiciliği vardı ve bunu sanatlarında etkili bir şekilde kullanmaya başladılar.

1.3.1. ANDY WARHOL (1928 – 1987)

“‘’Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak ‘’ deyişi günümüzde de şöhretini koruyan Andy Warhol, popülarite kavramına ironik bir şekilde değindiği bu sözlerle para, ün ve başarı ideallerinin her şeyin önüne çıktığı, aşırı tüketimin kucaklandığı yeni yaşam tarzını anlatıyordu. Pop Art’ın “süper star” ı olarak görülen Andy Warhol, çok geçmeden New York’ta meşhur ‘’Factory’’sini, yani atölyesini kuracak ve burası sanatın yeni odağı olacaktı. 1962 ve 1984 yılları arasında farklı lokasyonlarda faaliyetlerini sürdüren Fabrika, 1965 yılında Warhol’un asistanlarıyla birlikte üretimini gerçekleştirdiği bir üretim merkezi haline geldi ve kısa zamanda dönemin sanatçıları ve sanatla ilgilenen kişilerin buluşma yeri oldu.

Warhol’un en bilinen işleri arasındaysa, günümüzde de dekor olarak birçok yerde karşımıza çıkabilecek Marilyn Monroe, Elvis Presley ve Elisabeth Taylor gibi ünlü yüzlerin temel renklerle boyanmış portrelerini saymak mümkün. 4 Ağustos 1962’de Marilyn Monroe’nun trajik ölüm haberinin duyulmasıyla Warhol, en ünlü eserlerinden biri haline gelecek serisine başladı. Seride resmettiği Marilyn Monroe portresi için Warhol, 1953’te aktrisin yer aldığı Niagara filmi çekimleri sırasında Gene Kornman tarafından çekilen fotoğraftan esinlendi. Şüphesiz ki bu seri, diğer tüm Marilyn’ler içinde en çok hatırlananı oldu. Serigrafi tekniğiyle, 20’den fazla kopya halinde bir araya getirilen Marilyn diptiğinde, Warhol görseli tekrarlayarak ünlü yıldızın basında sürekli yer alan varlığını anımsatıyor; canlı renklerle siyah ve beyazın oluşturduğu kontrast, Monroe’nun ölümlüğünü simgeliyordu.

Warhol sadece seri üretim nesnelerine dikkat çektiği çalışmalarıyla değil; kısa ve uzun metrajlı yaklaşık 150 filmiyle de sanat dünyasını etkiledi. Andy Warhol’un Chelsea Girls (1966) adlı filmi sinema salonlarında gösterilen ilk “underground” filmdi. Empire filminde 8 saat boyunca sabit bir noktadan Empire State binasını görüntüleyen Andy Warhol’un, filmlerini anlamsız oldukları yönünde eleştirenlere ise cevabı hazırdı: “Tıpkı hayat gibi…

1.3.2. ROY LİCHTENSTEİN (1923 – 1997)

Roy Lichtenstein (1923-1997), dikkat çeken, etkili eserler vermiştir. Popüler reklam ve çizgi roman ögelerini eserlerinde kullanarak ün kazanmıştır. Çizgi romanlardan seçtiği bir kareyi büyüten sanatçı, güncel ve popüler olay kahramanlarını büyük bir yalınlıkla ve özgün tekniğiyle yeniden oluşturmuştur. Kendini ve yapıtlarını ‘’yapay’’ olarak değerlendirmiştir. Sanatçının yorumladığı basit ve canlı pop sanatı, soyut dışavurumculuğun hâkim olduğu dönemde radikal bir değişimin göstergesi kabul edilmiştir.

1.4. TÜRKİYE'DE POP SANATI

“İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında ortaya çıkan Pop Sanat, Türkiye’de 1970’li yılların sonunda etkisini göstermeye başlar. Ancak bu etki başlangıçta bir kopyalama veya eko şeklinde gerçekleşir. Türk toplumunun popüler kültürü kendi reklam, ticari marka, sözcük ve geleneksel unsurları verilen erken eserlerde gözlemlenmez. Kitle iletişim araçlarının gelişimi, sanayi toplumuna dönüşümün başlaması ile beraber üretilen eserlerde Pop Sanat’ın Türkiye örnekleri verilmeye başlanır. Amerika’da yoğun bir ilgi ve kendine has ideolojilere hizmet eden bu sanat akımı Türkiye’de 2000’li yılların başında yeni yeni anlaşılmaya başlanmaktadır. Pop Sanat ile ilgili günümüz literatürüne bakıldığında Batıdan kopya edildiği ve Türk toplumundan uzak bir akım olduğu iddia edilse de bu alan yeni resim çalışmaları ile gelişimini devam ettirmektedir.

Türkiye’de Pop sanat akımının sanata nüfuzunun kısa süreli ve dağınık bir seyir izlediği görülmektedir. Pop sanatın Amerika ve İngiltere’de etkili olduğu 1960’lı yıllarda, sanatın çıkış noktası olan seri üretim ve buna bağlı olan tüketim algısı henüz tam anlamı ile Türkiye’de görülmemektedir. Tarım toplumuna dayanan kültürel yapının sanayi toplumlarınca oluşturulan bir sanat akımını içine alarak sanat eseri oluşturması, Pop sanat için o dönemde Türkiye örneğinde bir kısıttır. 1970’lerin başında TRT ile başlayan televizyon yayınları ve 1990’lı yıllarda özel kanalların yaygınlaşması ile popüler kültürün topluma nüfuzunun arttığı görülmektedir. Türkiye’de kitle iletişim araçlarının toplumun kültürel yapısını etkilemesi ile Batı tarzı yaşam şekli etkisini artırmaya başlar. 1950-60’lı yıllarda Amerika’da etkili olan Pop sanat Türkiye’de 1970 yılının ikinci yarısında iki akım halinde etkili olur. Türkiye’de 1960-70’li yılların iki önemli olgusu vardır. Bunlardan biri “arabesk” diğeri ise “star” kavramıdır. Arabeskin popüler kültürün bir alt katmanı olarak hem toplumda hem de çeşitli sanat dallarında etkili olduğu görülmektedir. Sinemadan müziğe birçok sanat dalında popüler olan kişiler için kullanılan “star” kavramı popüler kültürün bir sonucu olup Türk toplumunun kültüründe ve dolayısı ile sanatında etkili olur.

1.4.1 GÜLSÜN KARAMUSTAFA

Sanatta özellikle resim alanında arabesk çalışmalar yapan Gülsün Karamustafa’nın 1980’li yıllarda yaptığı çalışmaları bu anlamda verilebilecek örneklerdendir. Sanatçının “Ya Rabbim Sen Bilirsin” adlı çalışmasında Bülent Ersoy gibi dönemin ve popüler kültürün sansasyonel bir ismini, o dönemde yüksek sanat olarak kabul edilen pentürün içerisine dahil ederek göç dalgası ile birlikte gelen arabesk kültüre gönderme yapmaktadır. Bu resimde önde dramatik bir pozda duran kadın ve erkek bize bir film sahnesini çağrıştırırken; resmin ortasından sarkan süs de bize arabesk müziğin en çok dinlenmiş olduğu yerler olan “minibüs” ve “dolmuş”ları hatırlatır. Aynı yılda yapılmış olan “Dertler Benim Olsun” resminde Gülsün Karamustafa, aynı kadın ve erkeği bu sefer filmin başka bir sahnesini oynarlarken resmetmiş; erkek karakterin eline siyah bir şarkı kaseti yerleştirerek ve arka plandaki kıza da bir mikrofon vererek arabesk müziğin tüm çağrışımlarını, resmin adını da işin içine katarak kullandığı görülmektedir. Aynı çağrışımları, Karamustafa’nın, “Beni Ağlatmaya Kimin Hakkı Var”, “Banker Kastelli Ne Yaptın Bize”, “Pera Birası”, “Uçuş” ve “Sevsem Uyanmaz” resimlerinde de açık bir şekilde görülebilir.

1.4.2. ALTAN GÜRMAN

Pop sanatın önemli özelliklerinden biri olan resimde farklı teknik ve malzemenin bir arada
kullanılması, Basic Desing, Türkiye’ye bu dönemde Paris’te eğitim gören Altan Gürman(1935- 1976)tarafından getirilmeye çalışılır. Gürman, farklı formları bir arada kullanarak özgün eserler verir. Sanatçının özellikle Paris’te eğitim gördüğü dönemde pop sanata yakın eserler verdiği görülmektedir. Ayrıca Gürman, “Montaj” serisinde dönemin siyasi ve askeri olaylarını konu almasının yanında eserlerinde farklı teknik ve malzemelerin kullanıldığı olgun örneklerini de ortaya koyar.

1.4.3. NUR KOÇAK

Nur Koçak (1941-1970) yıllarda yaptığı 38 adet resimde kadın kullanımına yönelik ürünlerin reklam malzemelerini kullanır. Bu malzemeler daha çok batı medyasında yayımlanan dergilerin reklamlarında görülen kadına dair kullanım eşyalarının fotoğraflarıdır. Nesneler yalın bir anlatım ile ortaya konulur. “Fetiş Nesne” serisi olarak bilinen bu çalışmaları ile sanatçı, Pop sanat ile etkileşim halindedir. Fetiş nesneler serisinde Nur Koçak, kadına özgü nesnelerin medya içindeki kullanılış tarzına dikkat çeker. Bu fotoğrafların içerdikleri tüm unsurlarla birlikte birer haz nesnesi olarak sunulmasının, kadının toplumsal olarak algılanışını hem yönlendirdiği hem de dolaysız olarak dile getirdiğini açığa çıkarır.

1.4.4. ÖZDEMİR ALTAN

Pop sanat etkisinin eserlerinde görüldüğü bir diğer isim Özdemir Altan (1931-)’dır. Sanatçı 1972- 1981 yılları arasında popüler kültürün etkisinde bir dizi çalışma meydana getirir. Tüketim kültürünün ele alındığı eserlerinde Özdemir Altan, makine ve insan konusunu kendine has bir yaklaşım ile işleyerek, makineleşme ve yabancılaşma kavramları üzerinde durur. Genel görünümüyle de “Pop” sanatçılarının çalışmalarına bağlanan ince motifler, açık ve net doğa parçaları, kompoze edilmiş makine aksamlarının kullanıldığı göze çarpmaktadır.

1.4.5. BURHAN DOĞANÇAY

Burhan Doğançay (1929-2013), gündelik yaşam içerisinde karşılaştığı konuları duvar yazıları ve afişleri kullanarak eserlerine yansıtır. Sanatçı 1980’li yıllarda Türk toplumunda yaşanan etnik, kültürel ve düşünsel bir bölünme dönemini gözlemleyerek duyarlılığını yitiren bir sınıfın oluşmaya başladığını ve tüketim toplumuna dönüşen bir yapılanma olduğunu görür. 1990’lı yıllarda hız kazanan bu olgular sanat içerisinde harmanlanarak bir tür popüler kültür ve buna bağlı Pop Sanat’ın uygulanışını beraberinde getirir. Sanatçının Pop Sanat etkili eserlerinden bazıları; “Blue Liberty”,“Özgürlük Sembolleri”,“Silent Ships”’dir.

 

1.4.5. HALİL ALTINDERE

1990’larda düzenlenen Genç Etkinlik sergilerinde eleştirel bir yaklaşım içeren Pop Sanat etkili eserlere yer verilir. Bu çalışmalar dahilinde dönemin ekonomik buhranına gönderme yapan sanatçı Halil Altın Dere (1971-),erken dönem çalışmalarında ulus-devleti, iktidarı simgeleyen kimlik kartı, banknot, pul gibi günlük yaşamın nesnelerin anlamlarını değiştirirken, 2000 sonrası üretimlerinde daha çok alt kültürler, gündelik yaşam içindeki sıra dışı ancak olağan görünen durumları konu almaktadır. Çalışmalarına verilecek iki örnekten biri olan “ Tabularla Dans” adlı çalışmasında sanatçı Türk parası üzerinde bulunan Atatürk’ü ellerini yüzüne kapamış vaziyette ele alır. Sanatçının bir diğer çalışmasında ise altı adet nüfus cüzdanı üzerinde bulunan resimlerin değiştirilmesi ile yaşadığı kimlik karmaşasına dikkat çeker5.”

Pop sanatı, özellikle ABD ve İngiltere’de en özgün yapıtlarını vermiştir. Bunun yanında bazı Avrupalı sanatçıların da çalışmalarında pop sanatı imgelerine yer verdikleri görülmektedir. Bu sanatçılar arasında; Japon sanatçı Yayoi Kusamax İngiliz David Hockney, Fransız Daniel Spoerri (Danyel Sıpori), İsveçli Öyvind Fahlström, Alman Sigmar Polke, Gerhard Richter (Rihter) ve Wolf Vostel (Volf Fostel), İtalyan Valerio Adami, Enrico Baj (Enriko Bay) ve Mimmo Rotella sayılabilir.

Genel Olarak Pop Sanat’ı Ve İmgeleri;

·         Pop Art akımı sanatçıları hazır-imgelerden yararlanmışlardır. Sanatseverlerin ve tüm izleyicilerin gündelik yaşamının bir parçası olan nesneleri iki boyutlu yüzeylere aktarmışlardır.

·         Konserve kutuları, Coca Cola şişeleri, sigara paketleri, hamburgerler ve çeşitli diğer yiyecek ve içecekler bu akımın vazgeçilmezleri olmuşlardır.

·         Özellikle Amerikan toplumunun gündelik yaşamının sıradan nesnelerine sanatsal bir anlam kazandırmıştır. Reklamlar, çizgi romanlar, afişler ve özellikle Hollywood endüstrisi ile yakından ilgilenen dönem sanatçıları, popüler film yıldızlarını da etkili bir şekilde kullanmışlardır.

 

SONUÇ

1960'lı yıllardan başlayarak günümüze kadar tüm dünyaya yayılan bu sanat akımı, çok geniş kitlelerce kabul görmüş durumda. Klasik ve alışılmışın dışında olan, rengârenk yapısıyla farklı bir etki yaratan pop art akımı, özellikle endüstri ve teknoloji ile bağlantılı olan kuşaklar üzerinde derin bir iz bırakmıştır.

Bazı sanat tarihçileri ve eleştirmenleri bu sanat akımını ve formunu oldukça yüzeysel olarak görse de pop art, sanat tarihinde hiçbir sanat akımının ulaşamadığı kadar geniş bir kitleye ulaşma şansına erişmiştir ve etkileri de hala devam etmektedir.

 Erzurum - 07.04.2020

DİP NOTLAR

1: Celil SADIK - Pop Art Nedir? – Pop Sanat (Popüler Sanat) | https://www.tarihlisanat.com/pop-art-populer-sanat-nedir/

2: Pamukkale Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü Arş. Gör. Rahşan TOPTAŞ - Türkiye’de Pop Sanat Ve Resim | Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 10 Sayı: 51 - Ağustos 2017

3-4:  Ceren Öztuna Kaynakcı - Pop Art’ın Tarihine Yolculuk | http://www.brandlifemag.com/pop-artin-tarihine-yolculuk/

5: Pamukkale Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü Arş. Gör. Rahşan TOPTAŞ - Türkiye’de Pop Sanat Ve Resim | Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 10 Sayı: 51 - Ağustos 2017

 KAYNAKLAR

  • MEB- MEGEP Çağdaş Sanat Akımları – 2007
  • Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi
  • https://www.tarihlisanat.com/pop-art-populer-sanat-nedir/
  • http://www.sanatsal.gen.tr/pop-sanati-pop-art-nedir-ne-demektir/
  • www.sosyalarastirmalar.com
  • http://www.brandlifemag.com/pop-artin-tarihine-yolculuk/
  • https://www.nef.com.tr/blog/pop-art-sanat-akimi-ve-tarihcesi-renkli-bir-dunya
  • https://gaiadergi.com/richard-hamilton-bugunun-evlerini-denli-farkli-denli-cazip-kilan-nedir/

PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN; TIKLAYINIZ>>

(https://www.academia.edu/44287912/Sanat_Ak%C4%B1mlar%C4%B1_POP_ART)

 

Subscribe to RSS Feed Follow me ha! :)