21 Temmuz 2014 Pazartesi

Çok magazin kokacak belki ama gördüğümü yazmak istedim. Dün akşam üzeri saatleri sırasında twitter de arka arkaya bir kaç dakika arayla patladı gitti tweetler.
İsrail diyebilirsiniz malum konumuz ve gündemimiz şu sıralar İsrail. Yakındır son bulur Cumhurbaşkanlığı seçimleri geliyor neyse ama değil. 
Diğer konu yani sanatçıların bakanların başında ki siyasetçinin vermiş olduğu iftar yemeğine katılması üzerine yapılan eleştiriler. 
İşte bu durumdan rahatsız olan hayranlar tweetlerle sanatçılara yüklenirken bu duruma kızan tv nin asi çocuğu diye nitelendirilen Okan Bayülgen oldu.
Artık tek TV nin değil Twitter inde asi çocuğu. 
Sanırım sayın Bayülgen T ile başlayanlarda asi çocuk oluyor. 
Neyse neden sanatçı dostuna yükleniyorlar diye arka arkaya tweetler de hayranlara fena giydiren Bayülgen  anlaşılan çok kızmış.
Tabi haklı olabilir Bayülgen eleştirinin de dozu var ama bende tamamen o karede olanlara kızgın ve kırgınım. 
Sen kimsin be! diyebilirsiniz. 
Ben onları dinleyen izleyenim. 
Benim gibi bir kaç kitle belli etse tepsini asıl kim neci belli olur.
Neyse şimdi bana da kızar sevdiğim değerli üstat Bayülgen bu yüzden kısa keseceğim :)


20 Temmuz 2014 Pazar

Savaşlar!
Aslında geleceği geçmişi olmayan derin bir konu.
Yara alan bir konu.
Üstelik bu konu da asla kralların canının yanmayacağı bir konu.
Olan yine çocuğa, kadına masum halka olan konu.
Son örneği yada yakın örneği İsrail - Filistin.
Artık şu gözleyim "savaş mı? olur abi. "
Olur anlaşamaz tehdit eder çözüm arar bulamaz ve son çara eşit şartlarda çağ ötesinde kalmış yöntemlerle önce şerefsizce, insan olmayan duygularla halka sonrada düşen artık savaşamaz duruma gelen, masumların kanının aktığı belkide o soydan hiç bir çocuğun doğduğuna sevinç göz yaşı dökecek anne babanın kalmadığı toprağı alırsın.
İşte artık ben buna normal diyorum.
Evet eskiden normaldi. 
İnsanlar toprak savaşı derdindeydi.
Dünya düzeni el işçiliğine, toprağa bakardı.
Ama artık düzen değişti beyine, medeniyete, insanlığa ve insanlığın getirdiğine bakıyor çağ.
Toprağın büyüklüğüne, savaşlarda kazanılan övünülecek başarılara değil.
Öyle olsa hayde toplansın 'Muhteşem Yüzyıl' kadrosu bir dönem dizisi daha çekelim bu yüzyılda.
Gelecekten gelmeyen adam olarak şunu maalesef ki gönülden gelmeyen ferahlıkla söylüyorum savaşlar daha çok artıyor. Üstelik bu savaşların konuları ipe sapa gelmeyen şeyler, tepkiler ise dünyanın bir kaç noktasında ama etkisiz ve liderlerin umurunda bile değil.
Geleceğin liderleri demişken bu konuyu şöyle ele alalım eğer Türkiye böyle bir savaşın içinde olsaydı dünya nasıl tepki gösterirdi!
Evet, bu konu çok derin ve yüzde tebessüm oluşturan hiç şüphesiz daha farklı ve sert bir tepkiyle karşılaşacağımızı söyleyen, gazete manşetlerinde 'çağ dışı Türkiye', 'Savaş manyağı Müslümanlar', 'Cihat başlattı Müslüman Türkler' vs, vs yazan durumlarla karşı karşıya kalırdık dünya basınında ve halkları arasında.
Şuan İsrail nasıl?
Aynen devam haklıymış gibi...
Yada diğer açı...
Sosyal paylaşım sitelerinde İsrail için Adolf Hitler'in sözleri dönüyor.
Bu savaş olamasa ve paylaşımları yapsak ırkçı yada insanlık dışı düşüncelerle suçlanırdık şimdi pankart yapmış sokaklarda gururla boy gösteriyoruz.
İşte geçmişte biri diğerini katletti bir söz etti.
Diğeri kalktı masumları katletti sadece sırıtıp ülkelere sattığı ürünlerle ekonomik rakamlar yayınladı.
Geriye kalanlar ise bir elinde onun sözlerini diğer elinde onun ürünlerini alıp sokakta bilmeden, amaçsızca yırtındı.
Gelecekte bu durum daha da artacak.
Ve savaşlar eskiden mertce, insanca olurken gelecekte şerefsizce, amaçsızca, adi olacak.
Biz dur diyemez miyiz?
Deriz...
Saygıyı, hoşgörüyü bizden olmayanı severek, masumu koruyup her canlıya göz kulak olarak.
Gelecek iyice b.ka sarıyor haberiniz olsun...

17 Temmuz 2014 Perşembe

Google amca bana yeniden bir şeyi hatırlattı. Üstelik çok hoş, sempatik ve net bir dili olan animasyonuyla.

Hoşgörünün bittiği, kendinden olmayana hoş gözle bakılmayıp hemen kavganın çıkarıldığı şu günlerde bu hatırlatma ilaç gibi geldi doğrusu.
Aslında açık yüreklilikle söylemek gerekirse hayatı incelendiği insan çok duygulanıp kendinin neden bu kadar etkisiz kaldığını merak ediyor. Diğer yandan da bulunduğu kıta sebebiyle kimse ciddiyete almaz acaba hiç böyle düşündü mü kendisi diye de merak ediyor ama sonra şöyle bir bakıldığında nice kıtalar da ciddiyete alınacak kişilerden daha baba, daha harbi daha insanca sözler ve çalışmalar etmiş.

Zaten meselesi de tam bu noktada başlıyor kıta, insan, para ve daha ayrım yapılan konularda...

İşte bunları hatırlattığın için bu sefer ayakta alkışlıyorum Google amcamı...

Hayatı, çalışmaları ve dahası için Vikipedi tıklayınız...






Hurra yaz geldi...
Geleli kaç ay oldu Burak'cım sen şimdimi ayıktın. Diyebilirsiniz ama ekranlardan dolayı bunu söylüyorum.
Ekranlar yine, yeni, yeniden bir dünya yaz ekranı tadında 5 dk konuya ve yapıma yarılmış hepimiz mutluyuz ve eğlenceliyiz, bizim burada paraya ihtiyaç duyulmuyor gibisinden yapımların boy göstermesinden dolayı.
Gündem sıcak, gündem zaman zaman can sıkıcı, gündem daima yaralı durumda.
EEe ne yapalım sıcak, bunaltıcı bir de ramazan, oruç ağız sinirler gergin ne yapalım bari çoğu bir kaç hafta sürmeyecek dizilere, kazanıldı mı, o parayı alabilecek mi acaba dedirten yarışma programlarına, havuzdan, denizden çıkıp neredeyse parası bir ev değerinde olan saçma sapan kalçalarıyla dolanan bir ünlünün saatlerce gereksiz parçasının yer aldığı röportajlara yönelelim diyoruz.
Sonra kalkıp 2 gündeme dair retweet yapıp paylaşım beğenelim.

Çözüm!
Bilmem... Sanırım bu dizinin reytingleri berbatmış!
Sonuç!
Şu an bize değmedi bu yılan değsin biz cepheye de gitmesini biliriz EvelAllah!
Çağ!
Savaşların cephede yapılmadığı, harita üzerinde beyinle yapıldığı zaman. 
Sonuç!
S.çtık...

Evet daha fazla bu zihniyetle gidersek, yazımız kışımız bu aptal kutusu olursa, sonuç bu!

3 gün önce denize gittiğimde gördüğüm manzara karşısında şoka uğradığım için içimden bunlar geldi.
İzmir / Seferihisar- Akkum da denize girdiğimiz sırada fazlasıyla turist vardı sahilde.
Hepsi güzelce denize giriyor çıkıyor, kremini sürüp sonra eline plaj çantasından çıkardığı bir kitabı alıyor, okuyor okuyor. Kapatıp bir kaç parça bisküvi yiyip denizine girip yine gelip güneşlenirken kitabını okuyor.
İnanır mısınız kitap okuyanlarda güneşlendi okumayanlarda.
Yani adamlar her dakikayı değerlendirdi. 


İster batı özentiliği diyin isterseniz hayranlık. Ne derseniz diyin adamlar o kutuyu yaptı doldurdu sundu ama bağlanmadı biliyorlar ki bağlanılacak daha gelecek içeren şeyler var.

Üzülüyoruz ama çabalamıyoruz...
Haydi hayırlı yaz seyirleri... 
Bu hafta, aslında seçildikten sonra bile çok konuşulacak yani haftaları ayları alacak bir konuya kısaca ve tutuklanmadan değinmek istiyorum.

Geçmişten başlayacak olursak eskiden muhtar seçmek gibiydi başbakanlık yani elbette önemliydi ama dünya çapında sonuçlar belliydi. Parlamenterler konuşmaz dünyanın pek ilgisini çekmezdik. Şimdi bırakın genel seçimi yerel seçim bile dünya gündemine düşüyor. Bu durumda Türk demokrasisin de aaa çocuklar gülmeyin ciddi bir şey yazıyorum komik mi Türk demokrasisi demem neyse ilk olan cumhurbaşkanlığı seçimleri de doğal olarak geniş yer kaplıyor.

Bu da bendeniz gelecekten gelmeyen adam olarak gelecek zamanlar da Türkiye demokrasisi adına her attığı ilk veya son adımda bayağı yer edineceği gerçeğini doğuruyor.
Tabi bu dünya basınlarında ve meclislerinde yer edinmemiz bizim ekonomimizin düzelip teknoloji ve ihracat alanlarında geliştiğimiz için değil, bakalım nasıl daha çok teoriler üretiriz, oyun sayısını kaça çıkarırız demek için.

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım benim yaşım hadi genç ama bunu söylemek için yaşın artık bir önemi yok ki bence. Bakarsak eğer geçmişe her ilkokul sıralarında dirsek çürüten Türk genci olarak 'Ülkemiz bulunduğu jeopolitik konumdan dolayı köprü görevi görür ve çok önemli bir konumdadır. Ayrıca her çeşit tarım ve hayvancılık yapılıp dört mevsimi en iyi yaşamamızı sağlayan bir iklime sahibiz' repliklerini defalarca öğretmenlerimizden duyduktan sonra halen ülkemiz üzerinde hiç bir oyun oynanmıyor denemez sanırım.
Yani bir monopoly bile oynarken kaç çeşit tilki çeviriyoruz kafamızda mecidiyeköyler bebekler için, koskoca Türkiye için mi çevrilmeyecek.

Bu konu elbette derin ama şu da gerçek hemde elimizin tersiyle itilemeyecek kadar biz her geçen yıl dünya gündeminde daha çok yer alır oluyoruz.
Eskiden talk showlarda bırakın Türk konukları adı bile geçmezdi. İşte artık dünyanın evlerine bile konuk olur hale geldik.
Gelecekten gelseydim ne kadar daha çok gündemde neyle geldiğimizi kesin söylerdim ama tahminimce her geçen zaman daha çok yer edineceğiz ama bu çok ta eğlenceli konularda olmayacak gibi.

Son cümlelerde tekrar ana konuya dönecek olursak elbette gelecekten gelmesem de bir tahminim var gelecek hakkında. Şu seçim konusunda... O da maalesef ki benim siyasi ve düşünce yapıma uymayan  biri olacağını söylüyor. İsim vermekten korkmuyorum ama yazılarımı net inceleyin kimin olacağını düşündüğüm çıkacak ortaya.

Tabi benim ki sadece gelecekten gelmeyen bir adamın düşüncesi...

Haydi iyi reyler...

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Haftalar ayları aylar yılları kovalasa da bu gündem düşmez. 
Elbette seçime kadar değil seçimden sonra da düşmez.

Biz daha ülke olarak çok temiz ultra güzellikte ki aydınlık seçimi atlatamazken ikincisi geldi çattı.

Bakalım bu sefer ki kaplan mı yoksa aslan mı olacak kedigillerden !

Neyse germeyeceğim ortamı derin nefes al ver Burak!
Evet sakinleştiğimize göre biraz eğlenelim ve düşünelim değil mi?


Bu hafta ve bir kaç hafta önce toplayabildiğim tüm seçimle ilgili karikatürleri yayımlamak istedim seçim öncesi biraz düşünüp daha sağlıklı bu sefer rey atalım diye :)



Eğer bizi şaşırtıp olmasaydı diye düşünen güzel mizah kalemlerimiz ulvi insanlar Penguen ekibi 'Erdoğan aday olmasaydı Penguen'in kapağı nasıl olacaktı?' sorusuna yanıtı...
( http://www.muhalifgazete.com 'un yalancısıyım)

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tarih pekte önemli değil sanırım. İnsanlar yüzyıllar boyunca yaşarlar, yazarlar, ölüler vs.

Her biri o çağın işlerinden önemli veya başkasına göre önemsiz işini yapar.
Kendince en iyi pozisyondadır veya sürekli şanssız yaşayan kötü kadere bağlı biridir.
Bu bağlamda ki giriş yazısı giderek uzaya bilir çünkü insanlar daima bir gün durumlarından şikayetçi diğer günler ise memnundur.

Önemli olan bunlar değil yada benim şu anlık ve her hafta bu köşede ilgilendiğim konular olmayacak.
İnsanlar bir şeylerin değiştiğini görmek için illa geleceğe veya geçmişe gitmesine gerek yok diye düşünüyorum. İşte bu yüzden de gelecekten gelmeyen bir adam olarak her hafta belirli bir konu üzerine gelecekte yada geçmişte ama en önemlisi günümüzde neler yaşanmış yaşanmış yada nasıl yorumlanıyor veya yorumlanacak gibisinden inceleyeceğiz.
Yani her hafta maddi manevi bir duygu, konu vb birşey üzerinden karalamalarım devam edecek.

Açıkçası 'Gelecekten Gelmeyen Adam' yazılarını bana gelecek konusunda bayağı iyimser yaklaşan savaşların, kötülüklerin yada milletlerin olmadığı tek bir bayrak altında barış ve huzur içinde yaşandığı her konuda ileri bir teknoloji olduğu ve kötü herşeyin dünya üzerinden kelime anlamlarıyla yok edildiği hatta duygusal karar verilmemesi için'aşk, tutku, sex, şehvet vb' kavramlarında tamamen dünya üzerinden kazındığı 'Müstakbel Erkek Arkadaşım' adlı filmden ilham alarak yazmaya karar verdim.

Bu hafta şöyle baktım da saygı sanki yok oluş aşamasında. Yada ne ara doğduğunu bile bilemiyorum.
Evet ele alınan konu ciddi anlamda sıkıcı ve yaşlı işi yaşlılar kusura bakmasın bir gün herkes onu tadacak ama gerekli konu.
Şöyle bakıldığında sanki saygı kavramı hiç doğmamış gibi.
Yada yüzyılları süslemek için kullanılan teknolojinin üstünde görülen bir kavram.
Misal Osmanlı İmp. için penceresinde kırmızı karanfilli ev varsa hasta evidir o sokakta satıcılar bağırmaz, çocuklar oynamaz mahalleli sessiz olur ve yardımcı olurmuş.
Bakın ne kadar duygusal değil mi?
Saygı kavramı Osmanlıyı yüceltmek için kullanılırken  teknolojisi gelişmiş Japonya'yı yanında  hiç durumuna düşürdü. Çünkü saygılı toplumlar daha önemlidir. Ondan dışa bağımlıyız yanlış anlaşılmasın. Çok saygılı toplumuz velhasıl.
Tabi işin toz pembe yanı aksi halde her siyasetçi çok tatlı değil mi?
Keşke saygı şöyle markette satılan bir şey olsaydı. alındığında herkes cuk saygılı olsaydı.
Aslında cidden bireyler azıcık geçmişte ki Fransız nezaketi, Osmanlı misafir pervesliğini alsaydı savaşlarda ki taktikler ve geçmişte ki öfkeler yerine sanırım giderek daha hoş toplumlar olurmuşuz.

'Ananıda al git' söyleminde se 'Sevgili anne cağazınızıda alıp gider misiniz acaba?' yı düşlüyorum da... :)
Peki geçmiş orta da günümüz yanımızda ya gelecek?
Sanırım yozlaşan bir şekilde bir çok harfimizi yitirdiğimiz Türkçemiz gibi saygıda tek Türkler için değil bir çok millet için yok olup gidecek.
Ama bir şey tam gelişecek o da teknoloji gerçi o konuda da şüphelerim var ama neyse bu haftalık bu kadar...
Subscribe to RSS Feed Follow me ha! :)